Ankiloglossi (Dil Bağı)

Haziran 28, 2022tarafından fibrika-2

Ankiloglossi (Dil Bağı) Nedir?

Ankiloglossi olarak ifade edilen dil bağı, bazı bebeklerde doğumdan itibaren mevcut olan bir dil yapısı problemidir. Bebeğin anne karnındaki gelişimi sırasında kaybolması gereken, dilaltında ve orta hatta bulunan dokunun doğumdan sonra devam etmesi “dil bağı”, “ankyloglossia” veya “tongue tie” olarak adlandırılmaktadır. Bu bağın ön kısmı ince bir zar, arka kısmı ise kalın bir bant şeklindedir. Ailesel özellik gösterir ve bebeklerde %4-11 arasında görülmektedir. Dil bağı, doğumdan hemen sonraki rutin muayene sırasında tespit edilebilir ancak bu tespitin o kadar da kolay olmadığı ve bazen atlanabileceğine dikkat edilmelidir. Doğum esnasında gözden kaçan bebeklerde dil altı bağı olgularının anlaşılması genellikle ilk emzirme esnasında olur.

dil bagi nedir

Ankiloglossi (Dil Bağı) Belirtileri ve Ankiloglossi Olan Bebeklerin Sorunları

  • Dili dışarıya çıkaramama
  • Dilin kalp şeklinde olması
  • Memeye yerleşememe ve meme başını tam olarak kavrayamama
  • Memeyi çiğneme
  • Emerken “klik” sesi çıkması
  • Memeden yavaşça kayma
  • İyi beslenememe ve beslenme güçlüğü
  • Kilo alamama veya kilo kaybı
  • Hipernatremi (vücutta tuz birikimi)
  • Huzursuzluk
  • Memede uyuma
  • Büyük çocuklarda konuşma bozuklukları

Dil bağı olan bebeklerin dillerini alt dudak hizasından başka bir noktaya uzatamadıkları görülebilir. Bu şikayet dilin yanlara ve aşağı yukarı hareketinin kısıtlandığının görülmesi ile tespit edilebilir. Dil hareketlerinin kısıtlanması ise yaşamın ilerleyen dönemlerinde konuşma ile ilgili problemlere neden olur. Telaffuzda zorlanma ve sert sessizlerin ifade edilmesi ile ilgili problemler özellikle belirgin olan konuşma şikayetleri arasında yer alır. Hareket kısıtlılığı aynı zamanda yaşamın ilerleyen dönemlerinde dondurma yalama ya da üflemeli çalgı çalma gibi oral aktivitelerde zorlanma ile de sonuçlanabilir.

Ankiloglossi (Dil Bağı) Kendiliğinden Geçer mi?

Genel olarak ön taraftaki kısa dil bağı diğer bölgelere göre daha kolay tespit edilir. Arka kısımdaki dil bağı ise ağzın daha derin bölgelerinde ortaya çıkar. Ön bölgedeki dil bağı ve arka dil bağı ile ortaya çıkan şikayetler genel olarak birbiri ile benzerdir. Dil bağının tespiti bu durum ile ilgili şikayetleri olan kadınlarda bebeklerin fizik muayene ile incelenmesi ile kolayca gerçekleştirilebilir.
Dil bağı olgularının sınıflandırılmasında “Coryllos derecelendirilmesi” adı verilen yaklaşım kullanılır. Bu sınıflandırmaya göre Tip 1 ankiloglossi vakaları dil bağının dilin uç kısmı ile alt dişlerin çıkıntısı arasında ince ve elastik yapıda olduğu bebekleri tanımlar. Tip 2 frenulum olgularında da dil bağı ince ve elastiktir. Bu tipte dil bağı olgularında tip 1 dil bağı olgularına göre bağlanma noktası 2-4 milimetre daha yukarıdadır. Tip 3 dil bağı olan bebeklerde bu yapı kalın ve katı özelliktedir. Bu tip dil bağı olgularında dil bağının dili orta kısımlarından ağız tabanına sabitlediği tespit edilir. Tip 4 ankiloglossi olgularında dil bağı dilin arka kısmındadır ve dışarıdan görülemeyebilir. Ancak fizik muayene sırasında hekimlerin parmak ucu ile dilin arkasına dokunması orada gergin ve dili sabitleyen bir yapının hissedilmesi ile sonuçlanır. Dil bağının lokalizasyonuna göre oluşturulan bu sınıflandırma sistemine ek olarak hekimlerin ankiloglossi vakalarında dilin hareket yeteneğini de göz önünde bulundurarak derecelendirme yapması önerilir.

Dil Bağı ve Dil Bağı Tedavisi

Ankiloglossi (Dil Bağı) Tedavisi Nasıldır?

Dil bağı yenidoğan döneminde herhangi bir soruna yol açmıyorsa, gözlem en iyi tedavi seçeneğidir. Etkilenen bazı çocuklar, azalmış dil hareketliliklerini yeterince telafi etmeyi öğrenebilecekleri gibi bazıları ise sadece dil bağı cerrahi müdahalesinden fayda görebilir. Dil bağı olan hastaları tedavi etmeye karar vermeden önce, beslenme güçlükleri ve kilo alamama ile ortaya çıkabilecek diğer ayırıcı tanılara dikkat edilmesi gereklidir. Bebeklik ve çocukluk döneminde, hatta büyüme tamamlandıktan sonra bireylerin beslenme, konuşma ve hatta sosyal ortamda zorlanma öyküsü varsa cerrahi müdahale yapılmalıdır. Bu nedenle hastanın öyküsüne bağlı olarak her yaşta ameliyat düşünülebilir.

Dil bağının etkilerini ortadan tamamen kaldırmak için operasyon sonrası sürecin de önemine vurgu yaparak kusurlu bir konuşma gözlenirse, ameliyat sonrası yara iyileşmesinin ardından konuşma değişikliği için bir konuşma terapistine başvurmak gerekir. Üst dudağı yalama, sert damağa dil ucu ile dokunma, yan yana hareketler gibi ameliyat sonrası dil kas egzersizleri, gelişmiş dil hareketleri için yararlıdır.

Bazı durumlarda, dil bağı belirgin semptomlara neden olacak kadar şiddetli değildir. Dil bağı olan ancak beslenme, yutma veya konuşma sorunları olmayan bebek ve küçük çocukların tedaviye ihtiyacı olmayabilir. Yaşamın ilk aylarında herhangi bir probleme neden olmayan dil bağı için sadece düzenli hasta takibi yapılması yeterli olabilir. Beslenme sorunlarına neden olabilecek diğer olası durumların dışlanmasının ardından çeşitli şikayetlerin meydana geldiği olgularda ise cerrahi müdahale gerçekleştirilebilir.

 

Dentium Selçuklu

0332 251 66 66
selcuklu@dentium.com.tr

Çalışma Saatlerimiz

Yasal Uyarı

Site içeriğinde bulunan bilgiler bilgilendirmek içindir, bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amacıyla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.

Dentium Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği © 2022 Tüm hakları saklıdır.